Temel Bölümler:
Ruhsal Zekânın temel çıkış noktaları, bu kitabın ayrı
bölümlerini oluşturmuştur. Size yedi temel ruhsal zekâ
geliştirme alanı sunuyoruz. Işık yedi ana renkten
oluşsa da, bunların yoğrulmalarından oluşan yüzlerce
farklı renkler ve tonlar vardır. Bunun gibi, Ruhsal
Zekânın bu kitapta yer almayan, detayda çok farklı
yansımaları olduğunu da bilmemiz gerekiyor.
1.İstemek ve İnanma Gücü: Bir yola girdiğinizde,
sonucuna ulaşacağınızdan hangi düzeyde eminseniz, o
sonuca ulaşma ihtimaliniz, o kadar yüksek olacaktır.
Emin olduğunuz ölçüde, tüm evren, gizliden gizliye
sizin emrinize sunulacak, tesadüf görüntüsü altında,
evrenle birlikte ilerleyeceğinizi göreceksiniz. İman,
ruhsal güce dayanmanın en önemli aracıdır.
2.İstemek ve Gerekçe Gücü: Geleceğiniz üzerinde
belirleyici olan ne yaptığınız değil, niçin yaptığıdır.
Sadece gerekçelerinizin, niyetlerinizin sonuçlarını
yaşayacaksınız. Gerekçeler yüzünden, iyiliklerden
kötülükler, kötülüklerden iyilikler çıkacak; gerekçelerin
derinliği, küçük bir işten dağlar kadar büyük sonuçlar
çıkaracaktır.
3.İstemek ve Duygu Gücü: Duygular, bir defa
istemenin gücünü, bir milyon kez istemek kadar
büyütebilir. Duygu, maddeyi şah damarından
yakalayan ruhsal alandan gelen bir esintidir. Bir insanı
bin insan kadar güçlü yapar; insan bedenini aşarak
ona ruhundan nüfuz eder. Hayatınızı olumlu
duygularla ne kadar beslerseniz, eylemlerinizin olumlu
sonuçları o kadar katlanacaktır.
4.İstemek ve Israr Gücü: Israr, ilerlemenin
sürekliliğini sağlayan tek tutumdur. Israr sayesinde,
bir damla su bir taştan güçlü olabilir. Bir kartopunun
çığa dönüşmesini, suyun okyanus hâline gelmesini
sağlayan, sadece ısrardır. Israrlı insanın çevresine
toplanan ruhsal destek, her geçen gün katlanarak
artar; öyle bir an gelir ki, merkezinde tek bir insanın
bulunduğu hareket, artık durdurulamaz. Dağlar
dağlardan değil, kum taneciklerinden yaratılmıştır.
5.İstemek ve Kanaat Gücü: Hırslı insanlar, anîden
çekerek koparırlar; birden eğerek kırarlar. Kanaat,
ilerlemeyi istikrarlı sürdürmenin tek yoludur.
Başarmak, çok ilerlemek değil, az da olsa sürekli
ilerlemektir. Dünya, hırs gösterenlerin sırtında, kanaat
gösterenlerin ayaklarının altındadır. Dünyayı sırtında
taşıyan, Dünyanın üzerinde yürüyenden güçlü olamaz.
Evren bencilliğin düşmanıdır. Her şeyi yalnızca
kendine isteyene hiçbir şey verilmez; her şeyi
dağıtmak isteyene her şey sunulur. Felaket bölgesine
bir tır yardım malzemesiyle gitseydiniz, teslim etmek
için kimi arardınız? Yaratıcı vermek için sizi niçin
arasın?
6.İstemek ve Ruhsal Etkileşim Gücü: Evren
etkileşimli yaratılmıştır. Sadece verenler alır, sevenler
sevilir; paylaşanlarla paylaşılır. İnsan bedeni, fiziksel
çevresinden nasıl etkileniyorsa; ruhu, ruhsal çevreden
öyle etkilenir. Çevresini kaplayan ruhsal enerji, insanı
ya çökertir, ya da yüceltir. Ruhlarıyla dayanışmış on
kişi, birbirlerinden tüm yönleriyle kopuk yaşayan bir
milyon kişiden daha güçlüdür. Ruhsal dayanışmayı
kullanıyor musunuz?
7.İstemek ve İlahi İrade Gücü: Evren, kendi
başlarına rasgele hareket eden bağımsız zerrelerden
değil, hakim bir sultanın kanun ve iradesine göre
çalışan askerlerden oluşur. Bu yüzden, bir atom tek
başına evren kadar, bir insan tek başına tüm insanlar
kadar güçlü olabilir. Ardında büyük bir ordunun
desteğiyle hareket eden tek bir zerre, o ordu kadar
güçlüdür. İnsan, evreni kuşatan kanun ve iradeyi tanır
da, hareketlerini onunla uyumlu yönlendirirse,
ardındaki yenilmez orduya dayanarak, evrene tek
başına meydan okuyacaktır.
Ruhsal Zekânın Faydaları
Ruhsal zekâ ile hayatınızı nasıl değiştireceksiniz? Ne
gibi faydalarla karşılaşacaksınız? Nasıl bir devrim ve
değişim yaşayacaksınız?
-Ruhsal zekâ, sizi iç ve dış çatışmalardan uzaklaştırır.
Böylece iç huzurunuz, duygusal coşkunuz gelişir.
-Başarıyı, diğerlerine rağmen ve diğerlerine karşı
olmaktan çıkarır; diğerleri için ve diğerleri sayesinde
başarıya dönüştürür.
-Sizi Yaratıcınızla ve onun tüm yaratıklarıyla dost
yapar; sevgi ufkunuzu evrenin en ücra köşesine kadar
taşır, her şey tarafından sevilmenizi sağlar.
-Çalışmalarınızın verimliliğini arttırır; emeklerinizden
umduğunuzdan fazla ve hızlı sonuçlar üretir.
-Gelişmenizin, ilerlemenizin sürekliğini sağlar; fiziksel
zevkleri ruhsal zevklere dönüştürerek, üretkenliği
hayatınızın eğlencesi haline getirir.
-Her türlü faydasız ve değersiz çabadan nasıl
kurtulacağınızı, yakın çevrenize ve tüm insanlığa
unutulmaz katkılar sağlamayı nasıl başaracağınızı
gösterir.
-Ruhsal Zekâ sizi görebildiğiniz maddesel dünyanın
ardındaki ruhsal dünya ile tanıştırır. Evrenselliğinizin
boyutlarını evrenin ötesine, göremediğiniz evrenlere
taşır.
-En önemlisi, Ruhsal Zekânızı kullanmaya devam
ederseniz, size vaat edilen sonsuz hayatı ve sınırsız
coşkuyu araştırmanızı sağlayacak büyük bir merak
geliştirirsiniz.
İNANMA GÜCÜ
Bir yetenekteki
eminlik düzeyi ne kadar
güçlenmişse, onun
gerektirdiği emek o kadar
azalacaktır.
I-Neden İnanma Gücü?
İstekler eminlik duygusuyla birleşirse ne olur?
(Ruhsal Zeka kitabının birinci bölümüdür.)
Giriş:
İman yapma, şüphe yıkma gücüdür. İnanmadığınızı
gerçekleştirmeye hazır değilsiniz ve tüm kimliğiniz
inanmadığınıza karşı, yıkılamaz bir direnç gösterir.
Ruhsal zekânın en önemli aracı imandır.
Başarabileceğinize ne kadar inanıyorsanız,
başarma ihtimaliniz o kadar fazladır. Çünkü
inancınız ne kadar güçlüyse, a)ruhunuza o kadar güç
verilecek; b)o kadar az emekle aynı işi
yapabileceksiniz; c) çevresel faktörler o kadar
yardımınıza koşacak; c) kaderiniz o ölçüde
isteklerinize göre belirlenecektir.
1. İnanç ve Derinleşme:
a) Eminlik Nedir?
Şu inanca bakın: “Ateş yakar.” Ateşin yaktığından ne
kadar eminsiniz? Kimse, ateşte yanan kadar emin
olamaz. Çocuk bu bilgiyi sadece telkinlerin etkisiyle
bilir. Elinizi ateşe yaklaştırırsanız biraz daha iyi
bilirsiniz. Eliniz ateşte cayır cayır yanarsa, o zaman
daha yüksek bir düzeyde bilirsiniz. Herkes ölümün
gerçekliğine inanır. Ama kimse ölüm saniyelerini
yaşayan kadar bu inanca sahip olamaz.
Konuya inancın güçlendirilmesi açısından bakalım:
“Ben ölmeye karar verdim ve şimdi oturduğum yerde
zihinsel bir emirle öleceğim” diyerek ölemezsiniz.
Ama, eminlik durumunu en üst düzeye çıkarmış
Afrikalı bir büyücü, bu kararı verir, oturduğu yerde
gerçekten de ölür. Bu, onun isterse ölebileceğine
ilişkin inancının, tabiat kanunlarına meydan
okuyabilecek kadar güçlü olduğunu gösterir.
Başaracaklarına inananların başarmasının nedeni,
sadece, inançlarının onlara verdiği cesaretle çok
çalışmaları değildir. İnanmanın tüm evreni, tüm iç ve
dış şartları insana destek olacak şekilde harekete
geçirmesidir. Mutluluğun bir büyüklüğü olduğu gibi,
inanmanın da bir büyüklüğü vardır. Mutluluklarımıza
yatırım yaptığımız kadar, inançlarımızı da besleseydik,
hayatımız çok farklı olacaktı.
Size, “inanırsanız başarırsınız” denildiğinde kast edilen
inancı, kendi zihninizde şimdiye kadar taşıdığınız
“inanç” kavramıyla karıştırmayın. Birisi dal budak
salmış bir ağaç, diğeri sadece bir çekirdektir. Evrenin
bir yaratıcısı olduğuna inanıyor musunuz? Emin
misiniz? Gerçekten emin misiniz? Eğer içimizdeki bu
çekirdek inanç, burada kast ettiğimiz ölçüde “gerçek”
inanca dönüşebilseydi, yaratıcının huzurunda olma
inancının etkisiyle kalbimizin yaşayacağı duygu
patlaması, göğüs kafesimizi çatlatırdı. “Eğer Allah’ı
hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden
oynardı.(3)”
İnanç üç farklı düzeyde olabilir: Bilgi düzeyi, şahit
olma düzeyi, içselleştirme düzeyi.(4) Ateşin
yakacağını, okuyarak, dinleyerek veya uzaktan
görerek bilmek bilgi düzeyi; ateşin dokunabileceğiniz
kadar yakınında, yananların dehşetini hissetmek şahit
olma düzeyi; alevlerin içerisinde yanıp tutuşmak da
içselleştirme düzeyidir. İman, inancın en
güçlendirilmiş düzeyidir. Biz “ateşin yakacağı”
inancını doğuştan ruhsal bir kalıp olarak getirdik. Eğer
inancımızı tersine çevirerek, “ateş beni yakmaz”
inancını tam olarak içselleştirseydik, ateş bizi
yakamazdı. İddia bu kadar ciddidir. İmanın, insan
üzerindeki etkisi bu kadar büyüktür. Kendimizle ve
başarımızla ilgili olumlu inançlarımız genellikle bilgi
düzeyindedir. Bu inançları içselleştirebilirsek, neler
olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz?
_________________

